Haziran, 2008 için arşiv

Anlamak Anlaşılmaktı Aslında

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 30 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
Anladığını bazen uygulayamıyorsun
Bazende anlamadığın hakkında yorum yapıyorsun
Ya bir şeyi tam anlıyorsun
Yada bir şeyi anlamış gibi yapıyorsun
Bazen oluyor sadece işine gelenleri anlıyorsun
Bazen en ufak birşey bile çok büyük oluyor
Anladığını anlatamıyorsun
Anlattığınıda anlamıyorsun
Hep birşeyler ifade ediyorsun
Ama ne ifade ettiğini bilmiyorsun
Bazen yanlış yola giriyorsun
Çözmeye çalışıyorsun
Bazende doğru yolda giderken
Hep bir karamsarlık içinde oluyorsun
Ya anladığını yap
Yada yapmak istediğini anla..

Nefesimi

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 26 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından
Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
Benim olmalıyım, benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı
Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
Sisinden alan, firarını mermisine
Emanet eden bir namludur bu
Eşkıya sevda ki; zulasında asılı
Durur kefenlediği ölümü.
Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
Adem`den beri. Bilir ve intihar
Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
Güneşin kızılca kıyametine çatar
Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa
Cehennemden beter yanmalı!
Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
Özleminin çiseyle yıkanmış şafak
Değerini kim? Hani ellerine kuşlar
İnerdi, kardan üşüyen kuşlar…
Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
Şahrud.
Eşkıya yüreğime çığ düştü
Üşüyorum ha…
Aç ellerini..

Kalbimin en Güzel Köşesine Yerleşmen Bir Saniyeden Fazla Sürmemişti

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 26 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
Ne kadar da zormuş atmak kalbimden seni
Ne kadar da zormuş unutmak bütün geçmişi
Sanki bir geçmişimiz varmış gibi……
Ummak ve unutmak Ne kadar da zormuş
Bilmem biliyor musun ama ben her yerde seni görürken
Her yerde sesini duyduğumu sanıp arkamı dönerken
Her adını duyduğumda hala garip bir sevinçle gülerken
Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden
Oysa ne garip ki
Kalbimin en güzel köşesine yerleşmen bir saniyeden fazla sürmemişti……
Şimdi unutmaya çalışırken seni
Artık kalbimin bir parçası olduğunu bilmek Ne kadar da zormuş
Ne kadar da zormuş seninle birlikte öldürmek kısacık mutlu geçmişimi
Ne kadar da zormuş unutmak aklımdan bir türlü çıkmayan gülümseyişini
Ne kadar da zormuş sen tam yanımdayken özlemek her bir zerreni
Ne kadar da zormuş atabilmek kalbimden seni……
Ben sensiz geçen her güne lanet okurken
Günler geceler sen olmayınca geçmek bilmezken
Ben hala bir umut geçmişten bir yardım isterken
Aslında benim için hiçbir zaman olmadığını bilmek Ne kadar da zormuş
Seni mutluluğum seni ışığım seni nedenim görürken
Sen birden bire karanlık dünyama bir güneş gibi doğmuşken
Sen tam ben düşerken elini uzatmışken
Ne kadar da zormuş o karanlıklara gömülmek yeniden
Ne kadar da zormuş beni çıkardığın o kuyuya yeniden itmen
Ne kadar da zormuş aramak güneşi gecenin çöktüğünü bilmeden
Ne kadar da zormuş sevmek seni sen hep başkasıyla birlikteyken
Ne kadar da zormuş oyunun bittiğini bilmek sonsuza kadar sürmesini dilemişken
Biliyor musun bu pişmanlık duygusuyla kıvranmak ne kadar da zor!
Biliyor musun her gece yastığının yaşlarla ıslandığını kimseye belli etmemek ne kadar da zor!
Biliyor musun senin başkasına ait olduğunu bilmek ne kadar da zor!
Biliyor musun seni hala bu kadar çok severken seni unutmaya çalışmak çok zor!!!
Bunların hepsinin olmasına benim izin verdiğimi bilmek
Hayatımın en güzel dakikalarını yaşadığım o günü kafamdan silmek
İçim kan ağlarken başkalarını da üzmemek için gülmek
Ne kadar da zormuş seni sevmemem gerekirken seni sevmek
Ne kadar da zormuş aşkınla öyle mutluyken şimdi kahrolmak mahvolmak
Ne kadar da zormuş ben kendimi o büyük sona hazırlarken
O sonun şu an önüme serildiğini anlamak
Ne kadar da zormuş sen hep yanımdayken sensiz olmak
Bilmiyorsun seni ne kadar çok sevdiğimi
Bilmiyorsun senin için neler feda ettiğimi
Bilmiyorsun senin için nelere katlanabileceğimi
Ve bilmiyorsun seni unutmanın seni sevmek kadar zor olabileceğini……
Ama ben biliyorum senin beni hiçbir zaman sevmediğini
Ama ben biliyorum senin için hiçbir şey ifade etmediğimi
Ama ben biliyorum bütün bunlara hiç değmediğini
Bunları bile bile seni hala sevmek ne kadar da zormuş
Keşke söyleseydim sana hemen gözlerimin senden başkasını görmediğini
Keşke izleseydim biraz daha henüz bu kadar canımı yakmazken gözlerini
Keşke bilseydim bu aşkın bu kadar çok acı verebileceğini
Ne kadar da zormuş bir zamanlar beni öyle mutlu ederken şimdi böyle çok ağlatman beni
Zaman geçiyor yelkovan ilerliyor
Ama açılan yaram kapanacağına daha da genişliyor
Hayat neden yine bu kadar anlamsız geliyor
Bütün bir hayatımı kırık bir dala bağladığımı bilmek ne kadar da zor
Uykusuz bir geceye daha “merhaba!”
Güneşsiz bir sabaha daha “merhaba!”
Sensiz bir güne daha “merhaba!”
Ne kadar da zormuş birden bire her şeye demek “elveda!”
Ama artık uykusuz son gecem bu!
Bir gün yine güneşin doğacağını bildiğim ilk gecem!
Sensiz de yaşamaya çalışmam gerektiğini anladığım bütün gecem!
Ne kadar da zormuş ağlamak gülmeyi bu kadar da çok hak ederken!
Bir gece düşer yıldızlar göz yaşlarım gibi
Bir gece kaybolur ay yüreğimdeki bu acı gibi
Bir sabah olur sımsıcak, yaşadığım ve yaşayacağım mutluluklar gibi
Ne kadar da zormuş bu kadar kolayken çok zor sanmak her şeyi!!!!!!

Lyon’un Örnek Alınacak Hikayesi!

Posted in Futbol on 18 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
Fransa’nın gururu Lyon geride kalan hafta sonunda peş peşe altıncı kez şampiyon olarak Avrupa’nın büyük liglerinde bu başarıya ulaşan ilk ve tek takım oldu. Lyon’un zaman içinde "süreklilik" sayesinde gelen bu başarısı her kulübe örnek olması gereken ince detaylarla bezeli!
 
PEŞ PEŞE 6: LYON!
 
43. 051 kişilik muhteşem Stade de Gerland’ı kullanan OL, ya da daha çok bilinen adıyla Lyon 1899’da Lyon Olimpik Üniversitesi olarak kuruldu ve 1950’de tam anlamıyla bir kulüp oldu. 2000’li yıllara gelene kadar Fransa İkinci Ligi’nde bile daha çok kupa kazanan Lyon günümüzde Avrupa Futbolunun “patronları” olarak bilinen G14’lerin bir üyesi. En son başarısını Fransa’da peş peşe 6. kez şampiyonluğa ulaşarak yakalayan Lyon’un son dönemlerde başlayan önlenemez yükselişinin hikayesi!
Fransa’da 2006-2007 sezonunda Olympique Lyon şampiyon oldu ve Avrupa’nın büyük ligleri arasında peş peşe 6 şampiyonluğa ulaşan ilk ve tek takım olmayı başardı. Bu büyük ligler arasında yer alan Fransa, İtalya, Almanya ya da İspanya ile İngiltere’de başka bir takım böylesine bir beceri bugüne kadar sergileyemedi.
Fransa’da ligin tamamlanmasına 6 maç kala bu başarıya imza atan Lyon açtığı 17 puanlık farkla, kimsenin kendisini yakalayamayacağının garantisini verdi ve yeni bir rekor kırmayı başardı.Lyon’un yıllardır devam eden bu başarısının sırrı nerede saklı?
Letonya’dan Skonto Riga takımı Avrupa’da peş peşe şampiyon olma rekorunu 2004’te 14. kez şampiyon olarak kırdı. Ancak Letonya Ligi ile Avrupa’nın Devleri’ni kıyaslamanın imkanı yok!
Norveç’ten Rosenborg’un da peş peşe 13 şampiyonluğu bulunuyor ama bırakın Norveç’i İskoçya Ligi bile Avrupa’nın Dev Beşlisi’nden çok uzak bir lig ki orada da Rangers ve Celtic’in peş peşe 9’ar şampiyonluğu bulunuyor.
Tartışmasız bir şekilde Lyon’un bu başarısı diğerlerinden çok daha üstün bir başarı. Ne de olsa Lyon kendi liginde olduğu kadar Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde de her zaman adından söz ettiren ve “şampiyonluk” unvanı yakıştırılan bir ekip.
Lyon Şampiyonlar Ligi’nden üç kez çeyrek finalden elendi!
 
SABIR EN BÜYÜK ERDEM!
 
Bu başlık, isim Roman Abramovic değil ve bir anda bir ligi yakacak kadar çok paranızla transfer yapamıyorsanız, herkes için geçerli!
Şu anda Lyon Başkanı olan Jean-Michel Aulas takımı yaklaşık 20 yıl önce Ocak 1987’de devr aldı.
O, hayalarini süsleyen Fransa Ligue 1 şampiyonluğu için tam 15 yıl bekledi.
Lyon 2. Lig’deyken kulübün başına geldiğinde bir yazılım firmasında başkanlık yapan Aulas, Lyon’u 2. Lig’den 4 yıl içinde çıkartacağını ve Avrupa Kupaları’na katacağına söz verdi.
1988’de Aulas takımın Sportif Direktörü olarak Bernard Lacombe’yi atadı. Aynı dönemde Lyon’un eski futbolcularından ve şu anda da Fransa Milli Takımı’nın çalıştırıcısı olan Raymond Domenech de takımın teknik direktörü oldu.
Domenech anında takımı birinci lige taşıdı.
Aulas’ın 4 yıl içinde geleceğini taahüt ettiği Avrupa Kupaları’nda mücadele etme şansı da aynı zamanda geldi. Ancak Lyon’un UEFA Kupası serüveni Trabzonspor’a toplamda 8-4 ile elendiklerinde son buldu.
1991-1992’de ise Lyon küme düşmekten ancak 2 puanla kurtulabildi.
 
AVRUPA’DAN BİR ONUR LİSTESİ
 
Skonto Riga: 1991-2004 (14)
Rosenborg: 1992-2004 (13)
Celtic: 1966-1974 (9)
Rangers: 1989-1997 (9)
Juventus: 1931-1935 (5)
Real Madrid: 1961-1965 & 1986-1990 (5)
Lyon’un kayda değer bir kupa kazanması için 10 yıl daha beklemesi gerekti ve Mayıs 2001’de Fransa Lig Kupası’nı kazandılar. Bu onların 1973’te kazandıkları Fransa Kupası’ndan beri müzelerine giden ilk değerli kupa oldu.
Lig şampiyonu olmadan önceki 3 yılda ise Lyon iki kez üçüncü sırada ve 2001’de de ikinci sırada kaldı.
Ancak sonraki sezon, ligin son gününde Lyon Fransa Ligue 1 şampiyonu olmayı başardı. O gün 1 puanla önlerinde yer alan Lens’i 3-1 yenerek tam bir final havasındaki maçı kazanıp şampiyon olmanın gurunu tattılar.
Lyon’un zaman içinde yakaladığı başarısındaki sır kesin olarak Aulas tarafından sağlanan süreklilik ve Sportif Direktör Bernard Lacombe’nin çalılmalarıyla geldi.
Ne de olsa 1980’lerden beri Lyon’u aynı isimler idare ediyor. Aules Başkan ve Lacombe da Sportif Direktör!
Lyon istenilen, arzu edilen neticeleri alamadığında da bir arada kalmayı başararak sonraki yıllarda gelecek başarıların da alt yapısnı hazırlamayı başararak çok güzel bir örnek oluşturdu.
 
ÇALIŞTIRMA BECERİSİ!
 
Lyon’un Aules yönetiminde birçok teknik direktörü oldu.
Domenech, Fulham’ın eski Beşiktaş’ın şimdiki Fransız efsanesi Jean Tigana bu isimlerden bazıları. Ancak bu aralar Rangers’da bulunan Paul le Guen ile Jacques Santini ve şimdiki teknik direktör Gerard Houllier Lyon’a büyük başarılar kazandıran isimler olarak ön plana çıktı.
Santini 2000’de geldi. İki yıl içinde de en önemli kupayı Lyon’a kazandırdı. Santini ardından da Franda Milli Takımı’nın başına geçerek Lyon’dan ayrıldı.
Le Guen, Santini’nin yerine gelen isimdi. Ama ne isim: Le Guen peş peşe gelen 3 şampiyonluğun mimarı oldu.
Ancak 2005 yazının başında Lyon’un başına gelen tecrübeli futbol adamı Houllier belki de Aules’ın Lyon’u taşımak istediği bir sonraki adımın ilk ismi oldu.
Birçoklarına göre Houllier zaman içinde Lyon’un Şampiyonlar Ligi’nde arzuladığı kupayı kazanmalarını sağlayacak.
Santini ile başlayan Le Guen ile devam eden ve Houllier ile süslenen Lyon bugün kesinlikle Avrupa’nın Devleri arasında anılıyor!
 
SAHA DIŞINDA DA LYON!
 
Peş peşe Fransa Ligue 1 şampiyonu olan Lyon her seferinde Şampiyonlar Ligi’nde de başarı yakaladı. Lyon bu başarılarının yanında finansal anlamda da çok büyük bir güç haline gelmeyi başardı.
Geride kalan iki yılda Lyon önemli isimlerini kaybetti. Michael Essien ve Mali orta saha oyuncusu Mahamadou Diarra bunlardan bazıları. Ancak Lyon’un finansal gücü her zaman yükselmeye devam etti: Lyon 2006’dan beri yılda 250 milyon dolar çeviren bir güç olurken, bu sayede de en iyi Fransız futbolcuları rahatlıkla kadrosuna kattığı gibi, yetiştirdikleriyle de para kazanmayı her zaman sürdürdü.
Diarra, Nantes’dan alınan 23 yaşındaki Jeremy Toulalan ile yer değiştirildi. Lyon’da ortaya koyduğu futbol ve gelişimle de Fransa Milli Takımı’nda Claude Makelele’nin devamı olarak anılmayı başardı.
Lyon’un bu yükselişine ayak uyduramayan Fransız devleri Paris Sanit German, Marsilya ve Monaco’nun en büyük eksiği Lyon’u tamamlayan “devamlılık”tan yoksun olmaları oldu.
Ne de olsa Chelsea gibi zengin kulüplere oyuncu satmayı başaran, kendi oyuncularını yetiştiren ve sürekli para kazanarak en iyi Fransız oyuncuları alan Lyon bir de “süreklilik” sağlayarak ezeli rakipleri karşısında muhteşem bir üstünlük kurmayı başardı.
“Eğer iyi bir Fransız oyuncuysanız 2000’lerden beri Lyon’dan başka bir takımda oynamak kesinlikle istemezsiniz!”
 
YETENEKLERİ DE KEŞFEDİYORLAR!
 
Parası ve gücü sayesinde istediğini alabilen Lyon aynı zamanda muhteşem bir “araştırma” ekibinin de sahibi. Lyon, Brezilya’dan birçok yeteneği ele geçirmiş olmanın keyfini, ekibi sayesinde yaşıyor.
Brezilya’da çok iyi bir “araştırma” ekibi bulunan Lyon’un bu ekibi Lyon’da 90’larda oynayan ilk Brezilyalı olan Marcelo tarafından kuruldu ve geliştirildi.
Sportif Direktör Lacombe ile “tandem” çalışan Marcelo ne kadar iyi bir yetenek avcısı olduğunu da kısa sürede kanıtlamayı başardı.
Lyon’un zaman içinde yakaladığı ve devam ettirdiği başarısında, Brezilyalı defans oyuncuları Cris ve Cacapba ile orta sahanın yıldızı Juninho ve golcü Fred’in payı büyük!
Özellikle de Juninho ne kadar önemli bir alışveriş olduğunu birçok kez kanıtladı. Üzerine düşenden çok daha fazla gol kaydeden Juninho orta alandaki yetenekleri ve muhteşem serbest atış gol ortalamasıyla Lyon’un vazgeçilmezlerinden biri oldu.
O’nun geldiği ilk sezonda Lyon’un ilk lig şampiyonluğunu yakalamış olması da kesinlikle bir tesadüf olamaz.
 
DİLLERE DESTAN LYON AKEDEMİSİ!
 
Lyon’un yakaladığı başarılarda, Fransa’nın en iyi futbol akademilerinden birinin sahibi olmasının da payı çok büyük.
Özellikle ilk dönemde gelen başarılarda Lyon’un kendi yetiştirdiği gençlerin payı yadsınamaz. Günümüzde Fransa’nın en iyi akademisi Lyon’un olmayabilir ama hala en azından kendilerine yetecek kadar yetenekli gençleri yetiştirebiliyorlar!
2 ya da 3 yılda bir yeni isimleri sahneye çıkartan Lyon’da şimdi de Hatem Ben Arfa ve Karim Benzema’nın sahalara damga vurması bekleniyor.
Karim Benzema şimdiden Sylvain Wiltord ile kıyaslanmaya başladı bile!

Asrın Takımı Real Madrid

Posted in Futbol on 18 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
1902’de kuruldu ve hep en gözde ekipler arasında yer aldı. İlk zamanlarda Los Merengues’ti, sonra Los Blancos oldu. 1970lerde Los Vikingos diye anıldılar, günümüzdeyse herkes onları Los Galácticos olarak biliyor. Işte FIFA’nın da 2000’de yüzyılın takımı seçtiği Santiago Bernabéu Devi, Real Madrid..
Moncloa’da Pazar sabahları aralarında maç yapan Institución Libre de Enseñanza öğrenci ve öğretmenleri 1895 yılında Football Sky Kulübü’nü kurarak Madrid’e futbolu getirdiler. 1900’de kulüp New Foot-Ball de Madrid ve Club Español de Madrid olarak ikiye ayrıldı. Bölünme devam etti ve 6 Mart 1902’de Sociedad Madrid FC kuruldu. Kulübün ilk başkanı Juan Padrós Rubió; ilk sekreteri Manuel Mendía; ilk yatırtımcısı ise José de Gorostizaga’ydı. Kulüp kurulduktan sadece 3 yıl sonra 1905’te ilk zaferine Copa Del Rey’de ulaştı. 1920 yılında da kulübün adı İspanya Kralı tarafından verilen asalet nişanı sebebiyle Real Madrid olarak değiştirildi.
 
Santiago Bernabéu::
Santiago Bernabéu Yeste 1945 yılında kulübe başkan olmadan önce takımda kaptanlık, menajerlik ve yöneticilik gibi görevler aldı. Santiago Bernabéu 70 yıllık Real Madrid macerasında İspanya İç Savaşı sonrası kulübün yeniden yapılanmasını sağlayarak tarihe geçti. Kulübü her seviyede geliştirdi ve organize etti. Kulübün her branşına ayrı teknik ekip vererek Raimundo Saporta gibi taktisyenlerin yetişmesini de sağladı.
1953 yılında Alfredo Di Stéfano’yu renklerine bağlayan Santiago Bernabéu dünyanın ilk uluslararası takımını kurdu. Ferenc Puskás, Francisco Gento, Héctor Rial, Raymond Kopa, José Santamaría, Miguel Muñoz, Amancio, Santillana, Juanito, José Antonio Camacho gibi dünya yıldızlarını başkente getirdi.
1955 yılında gazeteci Gabriel Hanot’nun fikri ve Real Madrid Başkanı Santiago Bernabéu’nun desteğiyle İspanya, Fransa, Portekiz ve İtalya’dan kulüplerin katıldığı Copa Latina doğdu. Paris’te Ambassador Hotel’de Bedrignan ve Gustav Sebes’le buluşan Santiago Bernabéu bugünkü adıyla UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kurdu. Real Madrid bu süreçte İspanya ve Avrupa’nın en önemli kulübü oldu.
 
Yerel başarılar..
1950’lerin başlarında kurulan muhteşem takım lige damgasını vurdu. 1954 yılında 20 sene aradan sonra ilk La Liga şampiyonluğu geldi. Real Madrid 1954 ve 1959 yılları arasında sadece bir kez Athletic Bilbao’ya şampiyonluk kaptırdı. Real Madrid 1961-1980 arasında 14 şampiyonluk yaşadı. Bu süreçte efsane oyuncular Jose Antonio Camacho, Uli Stielike, Santillana ve Juanito Real Madrid forması giydi. Hugo Sánchez, ‘Quinta del Buitre’ – Emilio Butragueño, Manolo Sanchís, Martín Vazquéz, Míchel ve Miguel Pardeza gibi yıldızları barındıran kadro 1986 ve 1990 arasında 5 kez üst üste şampiyon oldu.
 
Uluslararası başarılar..
Real Madrid’in Avrupa çapındaki başarıları da lig zaferleriyle doğru orantılı artıyordu. Alfredo Di Stéfano ve Ferenc Puskás önderliğindeki ekip 1956 ve 1960 arasında peşpeşe 5 Avrupa zaferi yaşadı. 1960’ta Hampden Park’taki 7-3’lük unutulmaz Eintracht Frankfurt zaferi tarihe kazındı. 1966 yılında finalde Partizan Belgrade’ı 2-1 yenen takım sadece İspanya doğumlu oyunculardan kuruluydu. Real Madrid 2 kez de UEFA Kupası’nı kazandı.
1996 yılında Başkan Lorenzo Sanz takımın başına İtalyan Fabio Capello’yu getirdi. Raúl, Fernando Hierro ve Fernando Redondo gibi yıldızların arasına Roberto Carlos, Predrag Mijatovic, Davor Šuker ve Clarence Seedorf da eklendi. 1998’de Jupp Heynckes’in çalıştırdığı Real Madrid 32 yıllık Avrupa Şampiyonluğu hasretini finalde Juventus’u Predrag Mijatovic’in golüyle 1-0 yenerek noktaladı. Vicente Del Bosque 2000 ve 2002’de takımı Avrupa’nın en büyüğü yapmayı başardı.
 
Quinta del Buitre Yılları..
1980’lerde İspanyol Futbolu’na damga vuran Real Madrid kökenli jenerasyona “Quinta del Buitre” adı verildi. Bu jenerasyonun en karizmatik ve önemli yıldızı Emilio Butragueño’ydu. “Quinta del Buitre”nin diğer önemli üyeleri ise Manolo Sanchís, Martín Vázquez, Míchel ve Miguel Pardeza’ydı. Real Madrid Teknik Direktörü Alfredo Di Stéfano bu gençlere ilk 11’de şans vererek yıldız olmalarını sağladı. “Quinta del Buitre” Real Madrid’in 1980’lerin ikinci yarısında Avrupa’nın en iyi takımı olmasını sağladı.
 
Florentino Pérez Dönemi..
Florentino Pérez Temmuz 2000’de Real Madrid Başkanı oldu ve seçildikten sadece 8 gün sonra Barcelona’nın yıldız Portekizlisi Luis Figo’yu başkente getirdi. Claude Makélélé, Albert Celades, Flávio Conceição, César Sánchez, Pedro Munitis ve Santiago Solari gibi yıldızlar Figo’yu izledi.
Beklentilerin çok yüksek olduğu 2000/01 Sezonu Avrupa Süper Kupası’nda Galatasaray karşısında alınan 2-1’lik yenilgiyle başladı. Toledo yıldızlar topluluğunu Copa Del Rey’den eledi. Boca Juniors Intercontinental Finali’nde Martin Palermo ve Riquelme’nin golleriyle 2-1 kazandı. Şampiyonlar Ligi macerası da Yarı Final’de sona erdi. Real Madrid bitime 2 hafta kala La Liga’da şampiyonluğunu ilan ederek ligdeki 28. zaferine ulaştı.
Florentino Pérez Dönemi’nde Zinédine Zidane (2001), Ronaldo (2002) ve David Beckham (2003) gibi yıldızlar Bernabeu’ya geldi. Pérez’in yeni taktiği altyapı destekli "Zidanes y Pavones"i (Zidane ve arkadaşları) oluşturmaktı. İşe yarayan bu taktik kulübün finansal anlamda da devleşmesini sağladı. Florentino Pérez şok bir kararla Vicente Del Bosque’nin kontratını yenilemedi ve 2003/04 Sezonu için takımın başına Portekizli Carlos Queiroz getirildi. Portekizli’den umduğunu bulamayan Real Madrid kısa zamanda değişiklik kararı aldı ve takımın başına eski oyuncusu José Antonio Camacho’yu getirdi. Defansı göbeği 45 milyon € karşılığında Arjantinli Walter Samuel ve İngiliz Jonathan Woodgate’le takviye edildi. Aralık 2005’te Brezilyalı Vanderlei Luxemburgo takımın yeni teknik direktörü oldu. Takıma gelen yıldızların sonu gelmiyordu; Julio Baptista (20 milyon €), Robinho (30 milyon €) ve Sergio Ramos (30 milyon €) ancak başarı da gelmiyordu.
 
Ramón Calderón Dönemi..
2 Temmuz 2006’da Ramón Calderón istifa eden Florentino Pérez’in yerine başkan oldu ve takımın başına Fabio Capello’yu getirdi. Eski yıldızlarda Predrag Mijatovic de Sportif Direktör oldu. Fabio Capello gelirken yanında Juventus’tan Fabio Cannavaro ve Emerson’u da getirdi. Ruud van Nistelrooy, Mahamadou Diarra ve José Antonio Reyes de kulübe kazandırıldı. Kaká, Cesc Fabregas ve Arjen Robben için yapılan girişimler sonuçsuz kaldı. Takımın gençleştirme politikası Ocak Ara Transfer Dönemi’nde yeni yıldızları başkente getirdi; Marcelo (6.5 milyon €), Gonzalo Higuaín (13 milyon €) ve Fernando Gago (18 milyon €).
Başkan Ramón Calderón’un eleştirilerine maruz kalan David Beckham sezon sonu için Los Angeles Galaxy’yle anlaştı. Bayern Münih Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’nde Avrupa defterini kapadı. Capello’dan beklentiler çok büyüktü. Transfer dedikoduarının da arkası kesilemiyordu, Avrupa’da her yıldızın adı Real Madrid’le anılır olmuştu.
 
9 Haziran 2007: Tanrı Real Madridli!..
Bu tarih aradan yıllar geçse de unutulmayacak. La Liga’da 37. haftada Real Madrid La Romerada’da Real Zaragoza ile mücedele ederken Nou Camp’ta da Katalan Derbisi; Barcelona-Espanol maçı vardı. Gözler sahada, kulaklar ise diğer maçtaydı. Real Madrid geriye düşmüş, Barcelona ise Arjantinli yıldızı Lionel Messi’nin elle attığı golle derbide öne geçmişti. La Liga’da şampiyonluk Barcelona’ya doğru gidiyordu, ancak Tanrı müdahale etti. Real Madrid’in La Romerada’da 2-2’lik beraberliği yakaladığı anda Nou Camp’ta da Espanol beraberlik golünü kaydetti. Artık şampiyonluk yeniden başkente yönelmişti.
Real Madrid Avrupa’da yaşadığı hayal kırıklığını geride bırakarak La Liga’ya asıldı ve son dönemde gösterdiği muhteşem performansla 30. zaferini yakaladı.
 
Müze kupalarla dolup taşıyor..
La Liga: 30
1931/32, 1932/33, 1953/54, 1954/55, 1956/57, 1957/58, 1960/61, 1961/62, 1962/63, 1963/64, 1964/65, 1966/67, 1967/68, 1968/69, 1971/72, 1974/75, 1975/76, 1977/78, 1978/79, 1979/80, 1985/86, 1986/87, 1987/88, 1988/89, 1989/90, 1994/95, 1996/97, 2000/01, 2002/03, 2006/07
 
Copa Del Rey: 17
1904/05; 1905/06; 1906/07; 1907/08; 1916/17; 1933/34; 1935/36; 1945/46; 1946/47; 1961/62; 1969/70; 1973/74; 1974/75; 1979/80; 1981/82; 1988/89; 1992/93
 
Supercopa De Espana: 7
1988: 3-2 vs. Barcelona
1989: Copa del Rey ve La Liga Şampiyonu olarak direkt aldı
1990: 5-1 vs. Barcelona
1993: 4-2 vs. Barcelona
1997: 5-3 vs. Barcelona
2001: 4-1 vs. Zaragoza
2003: 4-2 vs. Mallorca
 
Copa de la Liga: 1
1984/85: 4-3 vs. Atlético Madrid
 
UEFA Şampiyonlar Ligi: 9
1955/56: 4-3 vs. Stade de Reims
1956/57: 2-0 vs. Fiorentina
1957/58: 3-2 vs. Milan
1958/59: 2-0 vs. Stade de Reims
1959/60: 7-3 vs. Eintracht Frankfurt
1965/66: 2-1 vs. Partizan
1997/98: 1-0 vs. Juventus
1999/00: 3-0 vs. Valencia
2001/02: 2-1 vs. Bayer Leverkusen
 
Intercontinental Kupa: 3
1960: 5-1 vs. Peñarol
1998: 2-1 vs. Vasco da Gama
2002: 2-0 vs. Olimpia Asunción
Ibero-American Kupa: 1
1994: 4-3 vs. Boca Juniors
 
UEFA Kupası: 2
1984/85: 3-1 vs. Videoton
1985/86: 5-3 vs. Köln
 
Avrupa Süper Kupası: 1
2002: 3-1 vs. Feyenoord
 
Latin Kupası: 2
1955: 2-0 vs. Stade de Reims
1957: 1-0 vs. Benfica
 
Başkan: Ramón Calderón
Futbol Direktörü: Predrag Mijatovic
Teknik Direktör: Fabio Capello
Yardımcı Antrenör: Italo Galbiati
III. Antrenör: José Antonio Grande
Kondisyoner: Massimo Neri
Kaleci Antrenörü: Franco Tancredi
Basketbol Direktörü: Antonio Martín Espina
 
Eski yıldızlar..
1910lar – 1940lar
Ricardo Zamora, Jacinto Quincoces, Jaime Lazcano, Manuel Olivares, Santiago Bernabéu
1940lar – 1970ler
Pahiño, Miguel Muñoz, Francisco Gento, Alfredo Di Stéfano, Héctor Rial, José Santamaria, Raymond Kopa, Ferenc Puskás, Didi, Amancio, Pirri, Manuel Sanchís
1970ler – 1990lar
Amancio, Pirri, Vicente Del Bosque, Mariano García Remón, Miguel Ángel González, José Antonio Camacho, Günter Netzer, Paul Breitner, Santillana, Ulrich Stielike, Juanito, Rafael Gordillo, Miguel Porlán ‘Chendo’, Manuel Sanchís H., Jn Metgod, Emilio Butragueño, Rafael Martín Vázquez, Míchel, Paco Buyo, Jorge Valdano, Hugo Sánchez, Bernd Schuster
1990lar
Paco Buyo, Hugo Sánchez, Emilio Butragueño, Manuel Sanchís H., Miguel Porlán ‘Chendo’, Fernando Hierro, Ricardo Rocha, Gheorghe Hagi, Robert Prosinecki, Michael Laudrup, Iván Zamorano, Fernando Redondo, Clarence Seedorf, Predrag Mijatovic, Christian Panucci, Davor Šuker, Fernando Morientes, Christian Karembeu, Bodo Illgner, Nicolas Anelka
2000ler
Manuel Sanchís H., Fernando Hierro, Albert Celades, Steve McManaman, Esteban Cambiasso, Claude Makélélé, Flavio Conceiçao, Fernando Morientes, David Beckham, Santiago Solari, Geremi, Michael Owen, Luís Figo, Thomas Gravesen, Zinedine Zidane, Ronaldo, Jonathan Woodgate
Real Madrid her sezon ortalama 65.000 kombine satıyor. Sezonluk bilet sahibi olabilmek için öncelikle kulüp tarafından desteklenen bir taraftar grubuna veya direkt olarak kulübe üye olmak gerekiyor. Şu anda kulübün desteklediği dünya üzerinde 1.800 ayrı taraftar grubu var.
 
REAL MADRID VE “EN”LER.. 
İlk gol 13 Mayıs 1902 Arthur Jonson: Barcelona 3-1 Real Madrid
En çok forma giyen Manuel Sanchís Hontiyuelo: 712
Ligde en çok forma giyen Manuel Sanchís Hontiyuelo: 524
Kral Kupası’nda en çok forma giyen Santillana: 84
En golcü Alfredo Di Stéfano: 307
Kral Kupası’nda en golcü Santillana: 49
Avrupa Kupaları’nda en golcü Raul González: 56* (Hala oynuyor)
En çok kupa kazanan Francisco Gento: 21 kupa
Avrupa’da en farklı galibiyet 1961/62: Real Madrid 12-0 Boldklubben 1909
Avrupa’da en farklı mağlubiyet 1988/89: Milan 5-0 Real Madrid
La Liga’da en gollü maç 1959/60: Real Madrid 11-2 Elche

Çocuk Olarak Kalsaydım Keşke

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 18 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar
Acıyı dizimdeki yara zannetseydim
Yangınları sadece ocaktaki ateş bilseydim
Aşkı annemin sevgisi
Sevdayı oyuncaklarıma düşkünlüğüm görseydim
Çocuk olarak kalsaydım keşke
Siyahı bilmeseydim renk olarak
Mavi benim oyun rengim olsaydı
Gökyüzündeki bulutlara hüzünle değil
Neşeyle bakabilseydim
Hayallerim oyunlardan ibaret olsaydı
Çocuk olarak kalsaydım keşke
Bağıra bağıra ağlasam
Kahkahalarla gülebilseydim
Yoruluncaya kadar koşsam
Uykuya çok çabuk dalabilseydim
Çocuk olarak kalsaydım keşke
O zaman geceyi tanımaz
Ay’la aramda bir sihir olmazdı
Yarını düşünmeden yaşasaydım
Ölümü ise derin bir uyku bilseydim
Çocuk olarak kalsaydım keşke
Çıkarın ne demek olduğunu bilmeseydim
İki yüzlülüğü duyduğumda
iki tane surat demek mi diye sorsaydım
Tüm hazinem misketlerim
Tek dostum oyuncak bebeğim olsaydı
Çocuk olarak kalsaydım keşke
Hayata masallardaki pencereden bakabilseydim
Büyükler beni tatlı yalanlarla avutsa
Mutluluk kağıt helvamdan aldığım bir ısırık olsa
Ağladığımda, içi yanan annem olsa hep yanımda
Korkuyu yıldırım ve gök gürültüsünde bıraksam
Gözlerimdeki çıldırtıcı masumluk hiç yokolmasa
Ben hep masum kalabilsem
Ben hep mutlu olabilsem
Hiç büyümesem hep çocuk kalsam
Keşke…
Keşke …
Çocuk olarak kalsaydım …

Erkekler Hep Yalnız Ağlar

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 16 Haziran 2008 by Mevsimsiz_Kar

Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın, Günlerdir uçurumunda
Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa
Bu kaçıncı dargınlık, Bu kaçıncı barışma ?
Belli ki Sensizliğe sürgün artık bu gözler, Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller
Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim
Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım
Hoşça kal güzçiçeğim hoşça kal Seni artık gözyaşlarınla ıslanmış Yastıklara bırakacağım.
Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini
Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye
Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım
Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını, Ezberlettim seni kurtlara kuşlara
Sense beni sokaklara vurdun Ve en zehir şarkılara
Bilirsin;
Rüzgara bıçak
Yağmura ateş
Buluta kurşun işlemez
Sende öylesine vurdun ki beni
Artık bana
Hiçbir acı kâr etmez
Neylersin Önce melekler terk etti bizi Sonra masmavi düşler Öpüşler, gülüşler çiçekler
Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların
Bundan böyle Bizi her köşede Bambaşka bir cehennem bekler
Sende bundan böyle İçi boş şarkılarla avut kendini
En ucuz şarkılarla yıka kirli ruhunu….Açılırsın
Taşlar yosuna sarılır bilirsin Sarmaşıklar duvarlara
Geceler karanlığa Sende yalnızlığına sarılırsın
Ve kadınsın
Ağlayabilirsin gönlünce Gözyaşların pınarlar misali çağlar
Ama unutmaki erkeğim ben
Ve erkekler hep yalnız ağlar…