Nisan, 2009 için arşiv

Ole Gunnar Solskjaer

Posted in Futbol on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar

Manchester United’ın Norveçli yıldızı Ole Gunnar Solskjaer dün oynanan jübile maçıyla veda etti. ‘Kırmızı Şeytanlar’ın formasını son defa Espanyol karşısında giyen nöbetçi golcü, on binlerce taraftarının huzurunda ‘Düşler Tiyatrosu’ olarak anılan Old Trafford’a veda etti.

Norveç’te başladığı kariyerinde Molde’de dikkat çeken Solskjaer’in peşine herkesten önce yine o düşmüştü: Alex Ferguson. O zamanlar ‘Sir’ unvanı olmayan İskoç teknik adam, İngilizlerin büyük golcüsü Alan Shearer’ın peşine düşmüştü. ‘Kime niyet, kime kısmet’ kategorisinden 1996’da Manchester’a ayak basan golcü, 366 karşılaşmada 127 gol attı.  

Bebek yüzlü olması nedeniyle ‘bebek yüzlü katil’ lakabı verilen Solskjaer, özellikle ilk 11’de başlamadığı maçlara sonradan girerek oyunun kaderini etkilemesi nedeniyle ‘süper yedek’ olarak da anılmıştı. Nöbetçi golcü 1999’daki unutulmaz Manchester United-Bayern Münih maçının da kaderini belirlemişti. 90. dakikaya 1-0 önde giren Bavyeralılar, uzatmalarda Sheringham ve Solskjaer’den yedikleri iki golle yıkılmıştı. Birbirinin kopyası iki golle zafer ‘Kırmızı Şeytanlar’ın olurken, Norveçli futbolcu bayağı sükse yapmıştı. Kulüp tarihinin en başarılı senesinde Lig, Şampiyonlar Ligi ve Federasyon Kupası kazanılmıştı.  

Mesleğiyle tezat, çim alerjisi nedeniyle sahada düştüğünde komik görüntülere neden olan Solksjaer 67 defa milli formayı giymiş ve bu maçlarda 23 gol atmıştı. Bu gollerden birinin Oslo’nun Ullevaal Stadyumu’ndan birinin Türkiye’nin filelerine bırakılması da unutulmazdı.  

Dizinden yaşadığı sakatlıklar nedeniyle geçen sezon futbolu bıraktığını açıklayan futbolcu, geçen sezon en iyi bildiği işi başkalarına gösterdi ve Manchester United’ın golcülerini çalıştırdı. 2007 Kasımında Norveç Kralı V. Harald tarafından şövalye ilan edilen Solskjaer, bu onur bahşedilen en genç insan oldu.  

Bu sezondan itibaren ‘Kırmızı Şeytanlar’ın yedek takımını çalıştıracak olan futbolcu, sonradan oyuna girdiği Nottingham Forest maçında 12 dakikada attığı dört golle unutulmayacak. Tabii üçte üç yapan Manchester United’ın Camp Nou’da yarattığı mucizenin kahramanı olarak hep anlatılacak. Bebek yüzlü katil güle güle!

Alvaro Recoba

Posted in Futbol on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar

1976’da doğan Uruguaylı yıldız, Danubio’da parladı. Urugay’ın devlerinden Nacional’e geçerken, nerdeyse maç başına bir gol atıyor olması, Uruguay’da hayretle karşılanmıştı.

Çekik gözlerinden kelli Çinli olarak çağırılan Recoba, Nacional’de bir sezon geçirdi. Zira 27 maçta 30 gole imza atan bir futbolcunun Montevideo’da video seyretmesi olanaksızdı. Inter’in efsanelerinden Sandro Mazzola’nın izlerken ağzından akan salyalar, onun yazgısını belirlemişti. İstikâmet Çizme idi.

1997’nin son Ağustos gününde Giuseppe Meazza’ya ayak bastığında tribünler bu çelimsiz çocuğun ne yapacağını merak ediyordu. Ronaldo ile aynı maça çıktı. Tribünler Ronaldo’dan gol beklerken, bu sahne aldı. Brescia karşısında önce telgraf çekseniz iki günde gidecek mesafeden fileleri havalandırdı, ardından frikikle maçın skorunu ilan etti. Recoba’nın iki mucizesiyle Inter kazanmıştı.

Gol olur yağar derken, sezonu bir aşırtma golü daha  atarak kapatmıştı. Oğul Moratti, pişsin diye Uruguaylı Venedik’e yolladığında yıllar 1999’u gösteriyordu. Malum eski zamanda hastaların iyileşmesi için gönderildiği sayfiye mekânı olan Venedik, onun için de bir umut olabilirdi. 19 maçta 11 gol atınca, kazığı sağlama bağladı, Milano’da resmen ev aldı. Inter’e dönüşünde önce sahte pasaport işlerinden İtalyan emniyeti ile papaz olurken, kalemi kırıldı, bir yıl ceza verildi. Araya giren hatırlı kişiler sayesinde ceza dört aya indirildi.

Saman alevi baskınlarıyla her maçın kaderiyle oynayabiliyordu. Bir Sampdoria maçında 87. dakikaya 2-0 yenik giren mavi-siyahlıların sahadan 3-2 galibiyetle ayrılmasını sağlamıştı. Bir gol, iki asistiyle Meazza’nın kahramanı ilan edilmişti.

Sakatlıklar yakasını bir türlü bırakmıyordu çekik gözlü Uruguaylının. Zihinsel olarak labne gibiydi, vücut olarak ziyadesiyle kırılgandı. O yüzden bir türlü tutunamıyordu asıl takımda. Girdiği maçları alabilse de, her yenilgiyle küçülüyor, müthiş başladığı karşılaşmalarda bir anda tükeniyordu. Solaklıktan kelli karşılaştırıldığı Raul’ün katbekat yeteneklisi olduğu iddia edilse de, Raul tam bir şampiyondu, Recoba ise gönüllerin şampiyonu…

Torino’da bir yıl oynadıktan sonra talibi çıkmayınca, atladı uçağa Komşuya geldi. Yunanistan’ın Panionios takımına imza attığında kulüp tarihinin en büyük transferi olmuştu bile. Solaklardan Rivaldo’nun yıllarca tahakkümü altına aldığı Yunanistan’da ne yapacağı şimdiden merak konusu. Ya ikinci baharını yaşayıp yeni takımını uçuracak, aksi takdirde Montevideo’ya uçacak. Arası yok sanki…

Uğursuzlar Takımının Golcüsü

Posted in Futbol on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar

Bir Dünya Kupası finalinde gol atmış en unutulmuş adam Brezilya’da hayata gözlerini yumdu. Sessiz bir şekilde 84’ünde. Maracana’da Uruguay’a 1950 Dünya Kupası finalini kaybeden uğursuz takımın gol ayağı Friaça artık yok.

1924’te Rio’da doğan Albino Friaça Cardoso, ülkedeki milyonlarca çocuk gibi umudunu futbola bağlamıştı. Sokakta gösterdiği hünerlerini Vasco da Gama formasıyla 1944’te futbolun mabedinde sahnelemeye başladı.

Golleri müteakip Sao Paulo’ya demir attı, oradan Vasco’ya geri dönüp Ponte Preta’da vedasını etmişti bizlere.

1949’da Sao Paulo Eyaleti’nin gol kralı olarak milli takıma göz kırpmıştı.

1950’de Brezilya’da düzenlenecek Dünya Kupası kadrosunda yerini aldığında forma şansı bulup bulamayacağı merak konusuydu. Milli takımda toplamda 13 maç oynayıp bir gol atan forvet oyuncunun, tek sayısı da işte söz konusu şampiyonanın finalinde gelmişti. Unutulmaz Brezilya-Uruguay finalinde.

Maracana’da bir avuç Uruguaylı 200 bini aşkın fanatik Brezilyalıya karşı sahadaydı. Friaça fileleri havalandırdığında ulusta bayram başlamıştı. Derken yolu Milan’a uzanacaklardan Schiaffino ile Ghiggia’nın golleri futbolun Güney Amerika’daki mabedinin çökmesine neden olmuştu. Utanca dayanamayıp sahaya atlayarak intihar eden Brezilyalılar bir tarafa kalan sağlar o takımın üyelerini asla unutmamışlardı.

İki golü yiyen Moacir Barbosa, baş uğursuz ilan edilmişti. O kadar ki ihtiyar bir adam olarak 1994’te dünya şampiyonu olacak Brezilya’nın kampını ziyaret etmek istediğinde teknik direktör Zagallo, ‘hayır’ demişti. Barbosa kadar olmasın, o da nefret edilen takımın bir parçasıydı. Kısa sürede milli takımdan tasfiye edilen oyunculardan biri olarak ufaktan inzivaya çekilecekti.

Doğduğu Rio De Janeiro’nun 240 kilometre uzağındaki Itaperuna’da altı hafta önce zatürree nedeniyle yoğun bakıma alındı, hastaneden bir daha çıkamadı.Yıllarını geçirdiği küçücük Porciuncula’da adına bir stat var, bir de oyunculuk dönemlerinden kalma siyah-beyaz fotoğrafları.

Uğursuzlara gelince… Bir tek savunma oyuncusu Juvenal kaldı, onun da gidişiyle belki de Brezilyalılar rahatlayacak, unutmak istedikleri gün sadece kitaplarda yaşayacak

Ne Zaman Seni İstesem

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar
Ne zaman sana ihtiyacım olsa,
Yanımda yoksun.
Ne zaman seni istesem,
Arzu duysam tenine..
Gecelerin hüzünleri çöker içime…
Sigara dumanlarında
Boğulup kalırım.
Ne zaman sana ihtiyacım olsa,
Oltaya takılan balıklar gibi,
Çaresizlikten çırpınırım yatağımda
Karanlığa saplanırım.
Ne zaman seni istesem..
Yalnızlığımdan utanırım 

Sıfırdan Başka Puan Alamadın

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar

Bir aşk hikayesiydi şiirime konu aldığım,
Oyuncular ise sen ve bendim sevdiğim,
Aşkla yanan bir kadın, umarsız bir aşık,
Deli eden tutkular ve kocaman bir sıfır.
Bu aşk sıfırdan başka not alamadı.
Hep yarım, hep ümitsizliğe yandı.

Başta herşey güzeldi aşıktın çılgındın.
Bazen de deli, hayrandım deliliğine,
Ben de deliriyordum seninle,
Ümitler vardı umutlar vardı ve sen vardın.
Sokakta bile dans ederdik aldırmazdık kimseye,
Dudakların ayrılmazdı dudaklarımdan deliydin işte.

Sabahlardık İstanbul gecelerinde,
Sarhoştu ruhumuz, sarhoştu sevgimiz,
Gülmek kanımıza işlemişti uykusuzdu gecelerimiz.
İstanbul yanıyordu aşkımızla, bizse selsefil deli aşık,
Ben leyla sen Mecnun kovalardık geceyi,
Sabahlarda ise aşkla kucaklardık sevgiyi.

Ay gökyüzünde, yakomozlar ışıl ışıldı denizde,
Ayaklarımız çıplak, oturmuştuk kumların üzerine,
Nefesin içimde, teneffüs ettiğim hava sendin.
Yüreğimde bir çoşku, hiç sevmemiştim böylesine,
Deli tutkular canlanmıştı yüreğimin derinliğinde,
Aldırmamıştık kimseye aşk bizdeydi delirtmişti yine.

Bir aşk hikayesiydi konuydu şiirime,
Kahkahalarla, gözyaşlarıyla hakimdi dizelere,
Sonu mutlu bitmiş bir aşk var mı söylesenize,
Ne girmişti aramıza neden böyle olduk şimdi.
Deliliğini özledim aşkla bakan gözlerini özledim.
Ama sıfırdan başka puan alamadın özür dilerim.

Aşkın Beklenti Halidir Umut

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgâr gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

Döneceğim Birgün

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 18 Nisan 2009 by Mevsimsiz_Kar
Sen kendini bahtı kara, yalnız bulmuşken
Bu toprakta son bir yağmur unutulmuşken,
Düşte umut, yürekte güç vurulmuşken
Döneceğim birgün, kimse beklemezken
Hey dağlar hey
Başardım kalbim
Büyük bir suç işledin
Bağışlamamı isteme sakın
Aldanma ölgün yıldızlara
Başka bahar bekleme artık
Yolun sonundasın
Başardın kalbim
Güzel bir suç işledin
Limansız karasulara çık
Ne sirenlerin ezgili sesi
Ne bir gemici feneri
Göğsünde ay fotoğrafları
Ufkun kalbindesin
Başardın kalbim
Şarkılar söyle sulardan
Şiirler yaz
Ferhat kıskansın seni
Kerem seni
Başardın kalbim
Yelken aç yeryüzünün kirpiğine
Dönersen şiirle döneceksin
Dönmezsen şarkılarla gömüleceksin
Başardın