Haziran, 2010 için arşiv

Günün Sözü

Posted in Günün Sözü on 20 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar

Gidene kal demeyeceksin… 
Gidene kal demek zavallılara, 
Kalana git demek terbiyesizlere, 
Dönmeyene dön demek acizlere, 
Hak edene git demek asillere yakışır. 
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, 
Yoksa değersiz olan hep sen olursun… 

Don’t Leave Me Now

Posted in Bunlarda İlginizi Çekebilir! on 20 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar
Beni Şimdi Terk Etme 
Aaaah bebek 
Beni şimdi terk etme 
Söyleme sakın yolun sonunda olduğumuzu 
Anımsa gönderdiğin çiçekleri 
Sana ihtiyacım var bebek 
Lime lime etmek için seni 
Arkadaşlarımın önünde 
Aaaah bebek 
Beni şimdi terk etme 
Nasıl gidebilirsin? 
Sana ihtiyacım olduğunu bildiğin halde 
Pestilin çıkana dek dövmek icin bir cumartesi gecesi 
Aaaah bebek 
Beni şimdi terk etme 
Bana nasıl böyle davrana bilirsin? 
Benden kaçarak 
Sana ihtiyacım var bebek 
Niye kaçıyorsun benden? 
Aaaah bebek!


Güzel Bir Pink Floyd Çalışması..

Hastalık,Musibet Ve Sıkıntılar İçin Dua…

Posted in Din on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar

Şu dualar Peygamberimiz’in hastalara okuduğu dualardır: 

"Es’elü’llâhe’l-azîm. Rabbe’l-arşi’l-azîm en yeşfiyeke." 

"Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan’dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim." 

Aile fertlerinin birinin hastalanması halinde Efendimiz mübarek elini hastanın alnına koyar,şöyle duâ ettiği olurdu: 

"Allahümme Rabbenâ. Ezhibi’l-be’se,işfi,ente’ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke,şifâen lâ yuğâdiru sekamen." 

"Allah’ım,sen bütün insanların Rabbisin. Bu hastanın ızdırabını gider. Şifa ver. Şifayı veren sensin. Senden başka şifa yaratan yoktur. Ancak senin şifan vardır. Bu kuluna da hastalıktan eser bırakmayacak şekilde şifalar ihsan eyle." 

Hz. Eyyub çok şiddetli bir hastalığa yakalanmış,hastalığı uzun sürmüş ve çeşitli imtihanlara,musîbetlere maruz kalmıştı.. Fakat tüm musîbetler,O’nu hep sabredici bulmuş ve SABIR KAHRAMANI ünvanını almıştı.. Sonra imtihan daha da şiddetlenmiş,hastalık o kadar ilerlemişti ki; Allah’ı anan diline ve kalbine zarar vermeye başlamıştı. İşte o zaman Kendi bedenî sağlığı için değil,Allah’ı anmasına zarar gelmemesi için,O’na(CC) şu şekilde dua etmişti; “Rabbi İnnî messeniyedurru ve EnteErhamurrâhimîn” “Bana zarar dokundu,Ey Rabbim sen en merhametli ve en şefkatlisin” Bunun üzerine Allah,O’nun sabrına ve halis niyetine hürmetle şifa vermişti.. 

Allahtan sabır (oruç) ve namaz ile yardım dileyin..

Allah’a içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz. Ama duaların kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahsız bir ağızla olacaktır. Mümkünse abdestli ve helal lokma alınmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek mevkilerde özellikle mescit ve camilerde,mübarek zamanlarda özellikle ramazan ayı ve kadir gecesi,berat gecesi gibi mübarek gecelerde,namazlardan sonra özellikle sabah namazından sonra dua edilmesi kabule karin olması hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaşıldığı taktirde de duanın tesiri azalacaktır. 

Sabır ruhun bir melekesidir,güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat,sabretmekle mümkündür. Allah’ın emirlerini yerine getirmek,aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek,Hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası,hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara,2/153,155).

Sabrın sonu selamettir,başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır’ ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır,acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî,Cenâiz 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek,mahkûmiyete,meskenete ve zillete razı olmak,haksız tecavüzlere,insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil,acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım" (Buhari,Cihad,25) diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki,kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf,12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır" buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

Kur’ân-ı Kerim’in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır,insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi,beklenmedik olaylar,içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak,paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

Mü’minler,çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar,Onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır,mü’minin güç kaynağı,imanının koruyucusudur. Hz. Musâ’ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların,yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar,sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

"Her kim sabreder ve suç bağışlarsa,bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ,42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz" (Muhammed,47/31).

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ’nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir,nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak,bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak,ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak,çalışıp kazanmaya tercih edilir.

İşte bu durumda,insanın,kendisine zor gelse bile,iyi olanı,faydalı olanı seçmesi,sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

Ayrıca insanlar hayat boyunca,bolluk veya yokluk içinde kalabilir,sağlıklı iken hastalanır,sel,deprem,yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış,insanı Allah Teâlâ’ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah’tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa,çıkarmaz" (Yusuf,12/90).

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)’ın bizi,"belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim,14/5).

Sabrın sonu selâmettir. Sabır,iman ve ibadetin,ilim ve hikmetin,kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr,103/1-3).

Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi,Birr,76).

"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel,Müsned,I,307) buyurmuştur.

Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

"Muhakkak sizi biraz korku,biraz açlık ve mallardan,canlardan,ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara 2/ 155).

Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ’nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

Sabırla bütün zorluklar halledilmekte,her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk,helva olur" demişlerdir.

Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

"Mü’minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü’mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin,1,54).

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır,bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş,yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev,kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek,Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Posted in Bunlarda İlginizi Çekebilir! on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar

Anne Ben Ölüyorum

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar
Anne ben ölüyorum
Gözlerim kanıyor ikide bir, 
Türk filmlerinin,Yarı absürt senaryolarında, 
Hüzünleniyorum..
Şizofreni diyorlar algınlığıma.. 
Anne ben ölüyorum.. 
Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor, 
Anne ben erken ölüyorum.. 
Yüreğim yine benimle, 
Ama ben yaralıyım, 
Ve artık ata binemiyorum, 
Aramızda dağlar var, 
Kokun geliyor uzaklarda, Hissediyorum, 
Ellerin cennet kokuyor anne, 
Kucağın cennet kokuyor, 
Beni kucağına alsana, 
Sarsana beni koklasana, 
Anne ben ölüyorum, ağlamasana..
Sevdiğim kıza söyle, 
Şarkımızı unutmasın, 
" Heryerde sen herşeyde sen, 
Bilmemki nasıl söylesem.. "
Diye biten şarkımızı..
Nefes almak yaşamakmıdır anne? 
Acı çekiyorum nefes alırken
Yaşamak acı çekmekmidir
Ölürsem nefes alamam değil mi 
O halde ölüm acısız daha mı güzeldir ölüm? 
Keşke diyorum, hiç gitmeseydim İstanbula,
Adam olmak için İstanbullu olmak gerekmezmiş 
Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim!
Yolumu kesmeselerdi dar sokaklarda, 
Kavgalara girmeseydim, 
Seni bu kadar üzmeseydim, 
Keşke diyorum ah keşke.. 
Düşün ki savrulmuşum, 
Ateş iken kül olmuşum, 
Alın yazım almış beni avuçlarına.. 
Ki uzaklarda bir yerlerde, 
Bir şehir olmuşum, 
Üşüyen, yanan, eriyen bir şehir, 
Kül olmuş gitmişim anne.. 
Ve bir avuç toz olup, 
Düşmüşüm ayak izine..
Ve şimdi yanıyorum.. 
Elini tutamadan ölüyorum, 
Ona yanıyorum.. 
Saçlarım ağarmadan ölüyorum, 
Ona yanıyorum.. 
Anne ben ölüyorum.. 
Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor!
Anne ben erken ölüyorum.. 
Kokun geliyor uzaklardan, hissediyorum.. 
Ellerin cennet kokuyor anne, 
Kucağın cennet kokuyor 
Beni kucağına alsana.. 
Sarsana beni, koklasana,
Anne ben ölüyorum, ağlamasana…

Ölüyorum Anne

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar
Annem,
Saçları burçak kokulu,
Gözleri nemli,
Elleri nasırlı,
Yüreği sevgi dolu,
Annem,

Uzaklardayım annem,
Şimdi sizden çok uzakta,
Bana rüzgarlar kokunu getiriyor,
Cennet kokuları gibi,
Hani,
Bana cennetin kokularını,
Siz öğrettiniz ya,
İşte o kokuları duyuyorum,
Rüzgarlar çıksın istiyorum,
Cennet kokuların,
Senin kokunu duymak için,
Gurbette,
Rüzgarlarla hasret gideriyorum,

Annem,
Beni topraklar kendine çeker gibi,
Yürüdükçe yollarda,
Bileklerim batıyor sanki,
Çimenler ayaklarıma dolanıyor,
Annem,
Mis kokulu kucağını özledim,
Kekik kokulu kucağını,
Yürüdükçe,
Kekik kokuları geliyor,
Genizlerimi yakıyor,
Yoksa bu hasretin kokusu mu,
Annem.

Annem,
Gözlerimden artık kan geliyor,
Sızlıyor yüreğim,
Yoksa,
Ölüm daha mı güzel annem,
Bu acılar çekilmez belki,
Kan damlamaz belki yüreğimden,
Bileklerim hissetmez belki ağrıları,
Bedenim karıncalanmaz herhalde,
Nefes alırken,
Neden acı çekiyorum Annem.

Ah Annem Ah,
Ben galiba öleceğim annem,
Hem de erken öleceğim,
Annem,
Ölüm belki iyidir,
Kim bilir,
Her ölüm belki bir diriliştir Annem,
Bana anlattığın,
Cennete giderim belki,
Annem üzülme sakın,
Ağlama,
Ağladın zaten bir ömür boyunca,
Hayırsızının ardından bari ağlama,
Ağlama sakın annem,
Senin artık ağlamanı istemiyorum,

Annem,
Galiba ben ölüyorum,
Cennet kokuları,
Rüzgarlarla geliyor,
Bir de senin saçlarının,
Burçak kokusu ile,
Göğsünün kekik kokularını hissediyorum.

Yoksa Ölüm geldi de
Ben mi görmüyorum,
Yok, yok,
Annem,
Galiba ben Ölüyorum…

Çaresİzlİk

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar
Durgunum bu gece
Gecenin karanlığı gibi sessiz
Sonsuzluk gibi belirsiz
Bir sıkıntı var ki içimde sorma
Kanadı yaralanmış bir kuş kadar çaresiz
Sevdiğini kaybetmiş,gözleri kanlı bir delikanlı gibi ümitsiz
Ağlıyorum arkadaş bu gece
Yalnızlıktan değil,yüreğimde kaybolan sevgiden
Ölümden korktuğumdan değil,sensiz yaşamaktan
Hep avutuyorum kendimi
Birgün birgün diye
Bak işte o birgün de bitti;hayatımın sonuna geldim
Gidiyorum bu gece arkadaş
Ama ölüme değil
Kırılan kalbime çare bulmaya değil
Gönüllerin ebedi huzura erdiği"Allah’ın huzuruna" gidiyorum