Ağustos, 2010 için arşiv

Uykusuzluğu Büyütüyorum

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 31 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar

Ağlamaklı bir günün koynunda uyandı sabahlarım…

Ağlamaklı bir günün koynunda ölü bir beden misali gecelerim..

Sen gittiğinden beri sevgili,

Uykularımı da alıp götürdün seninle…

Şimdi uykusuzluğumu büyütüyor içinde senli benli olan masallar…

 Cümleler, kelimeler içinde kaybolduğum kocaman bir boşluk.

Dipsiz kuyularda dibe vuramayanlardanım…

Aklımın sandalları alabora oldu okyanusunda.

Şimdilerde kaybolmak daha kolay sevgili…

Ah birde şimdilerde akrep yelkovana düşman olmuş sevgili…

Takvimimin yaprakları düşmez oldu,

Küskünüm bu yüzden zamansızlığa..

Şimdi vakit uykusuzluğa masal anlatma vakti…

Senli, benli, bizli ne varsa…

 

Gri Gözlü Kadın

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 31 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar

Dilsiz bir gecenin pastel renkleriyle yapıldı ruhumdaki rüzgarın resmi…" dedi kadın saçlarını dağıtan rüzgara kızarcasına.

Rüzgarlar gelip geçer ve sadece etrafın tozu siner üstüne… Devinimler yaşar bazen yürek, bazen sadece dağıldığınla kalırsın..

Gri gözlerindeki kalabalığı kovmak için kırpıştırıyor gözlerini.. Gecenin gölgesinde -miş’li geçmişin izini sürerken..

"Konuşmuyorum, küçük bir çocuk gibi haber vermeden küstüm ruhuma. Şimdi tüm boşluklardan bana sesleniyor. Sessiz kalıyorum… Dinlediği müzik var bide.. Damla damla bedenini eriten. Belki de bu müzikti bitiren geceyi…"  diyor içindeki rüzgarla renk verirken dumanına…

"Barikatlar kuruldu cümlelerimize biz noktaya varamadan… Suskunluğa gebe kaldık bu yüzden. Oysa çıplak çocuk ayaklarımla koşarken masal diyarlarında şarkılar söylerdi dilim… Toz pembe dünyanın penceresinden bakarken düştük dipsiz kuyulara.. Dipsiz kuyularda mühürlendi dillerimiz…"

"Geçtiğimiz her sokak sorguladı düşüşlerimizi… Her köşe başında pusuya düşürüldü hayallerimiz… İsyan ettik ötesine varamadan… Kürtaj masasında bıraktık çığlıklarımızı… Son damla gözyaşımızı orada akıttık…"

"Kendini güldürebilen kendisinin efendisidir demişlerdi oysa biz sessizliğimizi efendimiz yapmıştık… Çünkü biz cümlelerimizin katiliydik…."

" Gökyüzü alacakaranlık… Karanlık yıldızları biriktiriyor… Bu yer, bu ölüm kokusunu yayan  toprak… Toprak yağmuru biriktiriyor… Bu nota, bu müzik aşk… Aşk hüzünlerimi bulandırıyor…

Kısa Sözler

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 31 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar
Yola Çıktıklarını,Yolda Bulduklarına, Değişirsen; Yolunu Kaybedersin ..!

Nasıl bir masalmış bu hayat denen efsane,Bi türlü mutlu sonu Yazamadık be Anne !
Gözlerimden Sarkmamalıydın…Düşersin Demiştim…!
Hayat’a arkadaşlık isteği yolladım,beni yoksay´mış …! 
Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye ? Ben ki; ‘Çayı bile iki şekerli içerim,Birlikte erisinler diye’..
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücügün yakıcı tadı belkide kalp göğüs kafesine bu kadar baskı yapmasaydı eğer..
Seviyorum’ diyebilmektir herkese inat..Ve yine onu düşünerek koymaktır başını yastığa..Yeni güne onunla başlayacak olmanın huzuruyla..

Hosçakal Haketmeyenim…

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 30 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar
Yüreğin yanıp tutuşurken bir avuç sabahla yıkamak gerekirmiş O’nsuz yarınları.

Güç katan,hayat veren,canım derken sevdama,el olup gitmek kadar yavanmış,yalanmış aşk..
Yalnızlık daha güçlü kılıyor küçük dünyamda beni.
Gerek acı,gerek mutluluk,hepsi kendi bahçemde ektiğim tohumlarda sundu bana büyük yüreğimi.

Şans verirken canımı acıttığını,yüzüme gülerken sevdamı kanattığını bilemeyecek kadar kapamışım gözlerimi.
Masallardaki gibi yaşadığımı düşünürken,pembe köpükten dünyam damlayarak düştü avucuma dün gece.
Hep elimi uzatışlarım geliyor aklıma şimdi.
Kendi hayallerime sarılışlarım,umutları bir bir dizişim yıldızlara yastığımla kavuştuğumda.
Ben O’nun omuzundayken bile yalnızlığımlaymışım …
Hayatımın oyununu, hayatımın blöfüyle oynadım ve hayatımla ödüyorum bedelini..
Ne için ?
Hataları üstlenip kendime haklı çıkardım canım dediğimi..Vazgeçmemek,kaybetmemek adına.

OYSA O’nu KAYBETMEKLE KAZANDIM YAŞAMI

Hoşçakal haketmeyenim…Ardında neleri sakladığını bilemediğim gülüşünle hep mutlu kal….

Hiç Bir Yere Ait Olmamak

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 30 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar
Kendi kendinin beynini yerken bir başkasının da yemesine izin vermemek..Başkasına odaklanamamak…Kendinden başka birine ihtiyaç duymamak…Kendi dünyanda mutlu olduğunu ve kurduğun dünyadan çıkmak istemediğini fark etmek..İnsanları hayatından çıkarmadan önce ve çıkardıktan sonra, hakkında kurulan cümleler arasındaki 7 farkı fark etmek.. Paylaştığını sandığın zamanın, aslında harcadığın zaman olduğunu idrak etmek..Kendini unuttuğun için yalnız olduğunu fark etmek..O öyle bir insan değil dediğin herkesin, öyle bir insan olduğunu göstermesi neticesinde rezil olmak.. yıkanmak.. dezenfekte olmak..Kendini hatırlamak..Sadece kendinleyken yalnız olmadığını fark etmek..Herhangi birinin kulak acıtan sesi yerine,kendini dinlemek..Başka birilerinin kendi hayatına irili ufaklı engeller koymasına engel olmak..Sohbet ettiğin insanların doyurmaması..Doyuran muhabbetlerde ise esprinin eksik olması.. Akabinde gelen sıkıcılık..Kimileri hayatına susarak es verirken,kurduğun diyalogları mola niyetine hesaplamak..Ayırdığın dakikaların sekmemesine özen göstermek..
Güncel diyaloglardan uzak kalmak..Ne haber diyememek ..Hiç bir yere ait hissetmemek kendini..Hiç kimsenin dünyasına girememek.. Etkilenememek dolayısıyla tepkileşememek..Kimseyi merak etmemek…Herhangi bir kimse hakkında yorum yapacak kadar ilgilenmemek..Hislerinin körelmesi..Kimseyi sevememek ama ayni zamanda kızamamak..Kendini anlatma stresi yasamamak..Kısa ve net cümleler kurmak..Kendi kendine konuşmak ve kendine kendini anlatmak..Kendini tanımak..Kendini her geçen gün daha fazla sevmek..Kimseyi aramamak…



Kayıp Bir Ben…Sayenizde…….

Gittin

Posted in Şiirler Ve Yazılar on 30 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar
Gittin…
Giderken aralık bıraktığın kapıdan içeri daldığı gibi yalnızlık göz yaşlarımla ıslanmış bedenime yapıştı…Hiç kendimi bu kadar yalnız hissetmemiştim.Hani bir şehre ilk kez gidersin,şehrin caddeleri insan doludur.Sense bir arayış içersindesindir.Uzaktan gördüklerini tanıdıklarının simasına benzetirsin.Ufak heyecanlanmanın bedeninde yarattığı boşluğa güzelce yayılır yalnızlık.Camı kıran çocuğun suratına yapıştırılan sert bir şamar gibi çarpar suratına yalnızlık.İşte böyle bir yalnızlığa mahkum ettin beni…İşte böyle bir yalnızlık hakim odaya,bana ve tenimdeki son parmak izlerine…

Yanıma geldiğinde sözlerin beyaz hastane duvarları kadar soğuktu.Dokunduğum sanki tenin değildi.İlk kez bugün bana yabancıymışım gibi baktın.Bakışların öylesine delmişti ki yüreğimi,canımın acısını gizleyemedim senden ve göz yaşlarım temsil etti bu acıyı…Odada ölüm kokusu vardı.Derin kazılmış mezara yerleştiriyorduk aşkımızın cesedini…
Son kez benim oluyordum,son kez senin oluyordum ve son kez biz oluyorduk…
Kocaman ağır bir yük vardır kollarında…Metrelerce taşırsın,kolların kopacak gibi olur.Taşıdığın şeyi yere bıraktığında ise bedenin hafifler,uçasın gelir…Böyle hissediyorum.Ama ben o yükten memnundum…
Benden ayrılmak nasıl bir his yarattı biliyor musun bende?Kızgınlıkla kaptığın gibi bıçağı dayarsın etine,ucu parlayan metali birazcık itersin,ucu içindedir ve hemen iki yana yarılır etin…Magmadan çıkan lav gibi yavaşça süzülür kanın bileğinden koluna,oradan yere damlar…İşte o an korkunç bir kabustan uyanır gibi olursun ve basarsın ne bulursan kesiğinin üstüne…
İşte ben bile bile seninle çizdim kendimi baştan aşağı…Ve şimdi hiçbir şey yetmiyor kanımı durdurmaya.Hala kanıyorum.Sen geri gelmeden de pıhtılaşmayacak kanım biliyorum.
Biliyorum ve inatla hala odamda bıraktığın gibi gelmeni,seni bekliyorum…
Giderken açık bıraktığın kapı hala aralık,geri dönersin diye …

///

Posted in Bunlarda İlginizi Çekebilir! on 21 Ağustos 2010 by Mevsimsiz_Kar
Sansürlü film kadar tatsızdı sevişin…Bacak aralarında aşkı aradın…Annen mi cahildi be sevgilim? "Kalp nerde" diye hiç mi sormadın…?