Archive for the Din Category

Hastalık,Musibet Ve Sıkıntılar İçin Dua…

Posted in Din on 19 Haziran 2010 by Mevsimsiz_Kar

Şu dualar Peygamberimiz’in hastalara okuduğu dualardır: 

"Es’elü’llâhe’l-azîm. Rabbe’l-arşi’l-azîm en yeşfiyeke." 

"Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan’dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim." 

Aile fertlerinin birinin hastalanması halinde Efendimiz mübarek elini hastanın alnına koyar,şöyle duâ ettiği olurdu: 

"Allahümme Rabbenâ. Ezhibi’l-be’se,işfi,ente’ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke,şifâen lâ yuğâdiru sekamen." 

"Allah’ım,sen bütün insanların Rabbisin. Bu hastanın ızdırabını gider. Şifa ver. Şifayı veren sensin. Senden başka şifa yaratan yoktur. Ancak senin şifan vardır. Bu kuluna da hastalıktan eser bırakmayacak şekilde şifalar ihsan eyle." 

Hz. Eyyub çok şiddetli bir hastalığa yakalanmış,hastalığı uzun sürmüş ve çeşitli imtihanlara,musîbetlere maruz kalmıştı.. Fakat tüm musîbetler,O’nu hep sabredici bulmuş ve SABIR KAHRAMANI ünvanını almıştı.. Sonra imtihan daha da şiddetlenmiş,hastalık o kadar ilerlemişti ki; Allah’ı anan diline ve kalbine zarar vermeye başlamıştı. İşte o zaman Kendi bedenî sağlığı için değil,Allah’ı anmasına zarar gelmemesi için,O’na(CC) şu şekilde dua etmişti; “Rabbi İnnî messeniyedurru ve EnteErhamurrâhimîn” “Bana zarar dokundu,Ey Rabbim sen en merhametli ve en şefkatlisin” Bunun üzerine Allah,O’nun sabrına ve halis niyetine hürmetle şifa vermişti.. 

Allahtan sabır (oruç) ve namaz ile yardım dileyin..

Allah’a içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz. Ama duaların kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Evvela dua kabul çerçevesi dahilinde olacak. Sonra samimi ve günahsız bir ağızla olacaktır. Mümkünse abdestli ve helal lokma alınmak suretiyle bereketlenecektir. Mübarek mevkilerde özellikle mescit ve camilerde,mübarek zamanlarda özellikle ramazan ayı ve kadir gecesi,berat gecesi gibi mübarek gecelerde,namazlardan sonra özellikle sabah namazından sonra dua edilmesi kabule karin olması hikmet-i ilahiye ve rahmet-i ilahiyece matluptur. Bu şartlardan uzaklaşıldığı taktirde de duanın tesiri azalacaktır. 

Sabır ruhun bir melekesidir,güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat,sabretmekle mümkündür. Allah’ın emirlerini yerine getirmek,aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek,Hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası,hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara,2/153,155).

Sabrın sonu selamettir,başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır’ ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır,acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî,Cenâiz 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek,mahkûmiyete,meskenete ve zillete razı olmak,haksız tecavüzlere,insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil,acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım" (Buhari,Cihad,25) diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki,kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf,12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır" buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

Kur’ân-ı Kerim’in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır,insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi,beklenmedik olaylar,içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak,paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

Mü’minler,çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar,Onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır,mü’minin güç kaynağı,imanının koruyucusudur. Hz. Musâ’ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların,yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar,sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

"Her kim sabreder ve suç bağışlarsa,bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ,42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz" (Muhammed,47/31).

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ’nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir,nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak,bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak,ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak,çalışıp kazanmaya tercih edilir.

İşte bu durumda,insanın,kendisine zor gelse bile,iyi olanı,faydalı olanı seçmesi,sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

Ayrıca insanlar hayat boyunca,bolluk veya yokluk içinde kalabilir,sağlıklı iken hastalanır,sel,deprem,yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış,insanı Allah Teâlâ’ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah’tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa,çıkarmaz" (Yusuf,12/90).

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)’ın bizi,"belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim,14/5).

Sabrın sonu selâmettir. Sabır,iman ve ibadetin,ilim ve hikmetin,kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr,103/1-3).

Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi,Birr,76).

"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel,Müsned,I,307) buyurmuştur.

Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

"Muhakkak sizi biraz korku,biraz açlık ve mallardan,canlardan,ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara 2/ 155).

Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ’nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

Sabırla bütün zorluklar halledilmekte,her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk,helva olur" demişlerdir.

Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

"Mü’minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü’mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin,1,54).

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır,bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş,yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev,kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek,Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Sus Gönlüm

Posted in Din on 25 Mayıs 2010 by Mevsimsiz_Kar

Sus Gönlüm.

Bir Elif Miktarı Sus.

Çok dile getirme.

Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,

daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm.  

Çok laf etme.  

Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.

Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm.

Bir elif miktarı sus.

Az kaldı bahara.

Dayan gönlüm.

Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.

Beklemekten başka çare olsaydı seni durdurmazdım…

İnan bana…Ama yok. Başka çare yok.

Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,

çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz…

Sus gönlüm.

Bu kışın bahara dönünceye kadar.

Bu gece gündüz oluncaya kadar.

Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.

Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.

Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus…

Sus gönlüm.

Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar.

Sus gönlüm.

Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm.

Her susuşun bir cevap olsun.

Her susuşun, sabrın olsun.

Her susuşun, duan olsun.

İçten yakarışının adı olsun, susuşun.

Bekleyişinin, umut edişinin,inancının,özlediğin şeylerin vurgusu olsun,susuşun..

 

Aşkım Sen Ol Allah’ım

Posted in Din on 25 Mayıs 2010 by Mevsimsiz_Kar
Sensin her zaman yanımda olan,dar zamanlarımda yüreğimin yankılarını duyan… Sensin karanlıklar ortasında dolunaylar gibi kalbime doğan.. Sen benden cansın,SEN hayatıma anlamsın.. Geceleri buram -buram tüten hıçkırıklarımdan,bütün arayışlarımda…Dalgalı bir denizin ortasında çırpınan ruhumda ,Sensin gökkubbemin rengarenk gökkuşağı… Özüm Sensin,Tebessüm ettiğimde Sen benim gülümsememsin.. Sen benim yüreğimsin,beni hakiki seven Sensin.. Ellerimin,gözlerimin,yüreğimin mimarı! Her bir zerremin nakışlarında,sanatından bir emareyim.. Gözlerime Nurundan ışıklar vermeseydin,şu kainat tablosunu göremeyecekti gözlerim. Sevgiyi kalbime ilham etmeseydin,Seni sevmenin güzelliğini,sonsuz acizliğimle bilemeyecekti yüreğim.. Gözlerime ağlamak nimetini vermeseydin,gözyaşının kalbimle olan dostluğundan bi-haber kalacaktı gözlerim.. Her gün güneş olup aydınlattın semaları,karanlıkta bırakmadın umutlarım.. Ey cömertlerin En cömerti! Rezzak isminle donattın afakımı,Settar isminle örttün ayıplarımı, Tevvab isminle her defasında kabul ettin tevbelerimi… "Yine Gel"!dedin..tekrar geldim ,sana geldim Allah’ım! Vedud olan Sensin seven sensin,senden başka kimim var ki,kapısına gideyim? aşkınla kuşat,aşkından mahrum kalmış naçar yüreğimi.. Baharım Sen ol sevgili.!Hazanda bırakma,yapraklarım dökülüyor.. Gülüstanım sen ol Ey Sevgili! Ey ellerimden tutanım.!Sana kavuşmak çıktığım bu sevdalı yolculukta sarp yokuşları çıkarma karşıma.. Ey fukara yüreğimin Rahmeti sonsuz Sevgilisi!Beni Sana sürünerek değil,koşarak getir.. Uzattım ellerimi,bırakma beni.Toprağımda Nurun ol,cennetimde gülüm ol! Elim sen ol Allah’ım!Kolum kanadım,dilim damağım,tek güvenim dayanağım,sahibim Sen ol… Ayım güneşim,Gözyaşım tebessümüm,Sen ol.. Geldim işte kapına,Aşkının fukarasıyım. Aşkım sen Ol Allah’ım,Aşkım Sen ol!

Affedermisin

Posted in Din on 27 Nisan 2010 by Mevsimsiz_Kar
Yüklensem günahlarımı sırtıma
Tüm mahcubiyetimi alsam yanıma
Biraz da utanç duyarak kapına
Gelsem affeder misin Allah´im  ?..                              
Gözlerim dolu yaslarla
Günahlarımın verdiği pişmanlıkla
Ama beni affedeceğin umuduyla
Gelsem beni affeder misin Allah´im ?
Vereceğim hesabin korkusuyla,
Benden geriye kalmış günahların tortusuyla,
Ama Rabbim sana duyduğum büyük aşkla
Gelsem beni affeder misin Allah´ım ?
Hatalarımı bilsem de bas koydum yoluna
Sen çok affedicisin bağışlayıcısın ama
Benim de günahlarım çok fazla
Böyle iken Gelsem kapına affeder misin Allah´im?
Belki yüzüm yok gelmeye
Ama başka yerim yok gitmeye
Kalbimde ki sonsuz sevgimle
Gelsem beni affeder misin Allah´im

Hâlâ Nefes Alabiliyorken

Posted in Din on 30 Mart 2010 by Mevsimsiz_Kar
Çok mutsuzsun yaşamak tat vermiyor mu?
Biliyorum huzursuzsun kimse seni sevmiyor mu?
Gecen ve gündüzün karanlık anlamını yitiriyor mu?
İşte vakit budur Rabbine ulaşmayı dile!

Güzellikler yaşamak isterken her davranışın sonu hüsran mı?
Hayatı paylaştığın gerçekler aslında hepsi birer yalan mı?
Dost bildiklerin yüzüne gülerken, acımasızca sırtından vuran mı?
Vakit işte budur Rabbine ulaşmayı dile!

Her verdiğine karşılık alamamakta mısın?
Yoksa sen sonsuz bir mutsuzluk deryasında mısın?
Hâlâ böyle bir hayatı yaşamakta ısrarlı mısın?
Artık vakit gelmedi mi haydi Rabbine ulaşmayı dile!

Gönlünden kopacak sadece bir dilek ne kaybedersin
Bunca zulmün ve huzursuzluğun içinden özgürlüğünü elde edersin
Bırak şu iblis çaresizlikten çıldırsın ve gebersin
Yaratılanların en yücesi ve üstünü insansın sen unutma!

Her şeyi emrine musahhar kılmışken yaradan
Şeytanın kalesi şu dünyayı artık çıkar aradan
Şu üç günlük dünyaya delicesine bağır buradan
Bunca yalan ve sahteliğe inat âleme dileğini haykır!

Senin olmak istiyorum de
Huzurunda taht kurmak istiyorum de
Sana kulluk yapmak değil, sana kul olmak istiyorum de
Hâlâ yaşarken durma ona ulaşmayı dile!

Çorak çöllerine derya
Güz düşmüş dağlarına ilkbahar
Kimsesiz sokaklarına bir dost
Rabbin seni bekliyor ona ulaşmayı dile!

Alevilik Nedir?

Posted in Din on 25 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine, mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. 

Sünnilik Nedir?

Posted in Din on 25 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
İslâm mezheplerinden biri. Kur`andaki ayetlere ve Peygamberlerin sünnetlerine göre amel etmeyi en doğru ve tek yol olarak gören bir mezheptir. Ebu Hanife tarafından kurulmuştur. Hanefi mezhebi de denmektedir..