Archive for the Pir Sultan Abdal Şiileri Category

Derdine Yandığım Kınamayasın

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Derdine yandığım kınamayasın,
Aşık maşukunu del’eyler imiş.
Bir kömür gözlünün ateşi közü,
Yakıp bendelerin kül eyler imiş.

Gelin bakın ateşime, közüme,
Kim dayanır bunca zalim sözüne?
Gül yüzlü yâr bassa geçse yüzüme,
Basar bendelerin yol eyler imiş.

Hublar göçü uğradı da yol etti,
Kim ne bilir elif kaddim dal etti.
Aktı çeşmim yaşı çaylar sel etti,
Çevirir önünü göl eyler imiş.

Su değilim, akam akam durulam,
Nasıl binem aşk atına, yorulam?
Yusuf gibi Zelha’sına sarılan,
Satar kend’özünü kul eyler imiş.

Pir Sultan’ım, yâra kullar olurum
El katmazsan ben bu dertten ölürüm
Çektiğim çileyi senden bilirim,
Aşıka n’ederse Al’eyler imiş.
Reklamlar

Çoktan Beri Yollarını Gözlerim

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Çoktan beri yollarını gözlerim,
Gönlümün ziyası yâr sefa geldin.
Şu garip gönlümün bağı bostanı,
Ayva ile turunç nar sefa geldin.

Yoksa karşımızda oturan mısın?
Serimi sevdaya yetiren misin?
Ağır yüklerimi götüren misin?
Katar maya ile dür sefa geldin.

Hindidir yarimin kaşları Hindi,
Bilmem melek miydi, arştan mı indi?
Bir su ver içeyim, yüreğim yandı,
Temmuz aylarında kar sefa geldin.

Yoksa sevdiğimin ilinden misin?
Yoksa has bahçanın gülünden misin?
Güzel Muhammed’in terinden misin?
Cenneti aladan hur sefa geldin.

Pir Sultan giyinmiş al ile yeşil,
Yarin sevdaları sere alışır.
Sevdiğim giyinmiş al ile yeşil,
Çarşılar bezenmiş al safa geldin.

Bir Tenhada Gördüm O Nazlı Yari

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Bir tenhada gördüm o nazlı yari,
Böyle uğrun uğrun baktı gidiyor.
Siyah saçlarını dökmüş yüzüne,
Gönlümü ateşe yaktı gidiyor.

Yüzüne baktıkça tutuldu dilim,
Kırıldı kollarım, tutmuyor elim.
Hey dost bu diyarda n’olacak halim?
Gözlerimden kan yaş aktı gidiyor.

Dost dost diye dostu her gün sorarım,
Yitirdim o yari durmaz ararım.
Abdal Pir Sultan’ım, edem kervanım,
Bak işte sel gibi yıktı gidiyor.

Bir Güzelin Aşigiyim

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Bir güzelin aşigiyim erenler
Onun için taşa tutar el beni
Gündüz hayalimde gece düşümde
Kumdan kuma savuruyor yel beni

Al gül olsam al gerdana takilsam
Kemer olsam ince bele sarilsam
Köle olsam pazarlarda satilsam
Yarim deyi al sinene sar beni

Abdal Pir Sultan’im gamzeler oktur
Hezaran sinemde yaralar çoktur
Benim senden özge sevdigim yoktur
Inanmazsan git Allah’a sor beni 

Bir Dostun Peşine Düştüm Ezelden

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Bir dostun peşine düştüm ezelden,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.
Bilmem benim çilem ne zaman biter,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Ben bir hayal kurdum kendi kendime,
Aklım ermez bu dünyanın fendine.
Gitmek istiyorum kendi dengime,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Şah’ım arşa çıkmış, yeri zordadır,
Her zaman bakarım gönlüm yardadır.
Kul hakkın yemişler emek zaydadır,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Garez etti bana içimde atiş,
Sordum sual ettim bu nasıl gidiş.
Yüze gülüp geçti dedi uç yetiş,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Pir Sultan’ım içerimde köz yanar,
Ancak dost eliyle bu ateş söner.
Şerbet ver sevdiğim, içerim yanar,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Be Hey Acayip Adem

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Be hey acayip adem, 
Öldüğünü bilemezsin. 
Korlar bir karanlık dama, 
Kapı baca bulamazsın. 

Yağmur yağar, yeller eser, 
Mezarı başına yıkar. 
Seksen bin canavar sıkar, 
Hiçbirine vuramazsın. 

Gel bu öğüdü al benden, 
Yarın fırsat gider elden. 
Hak saklasın cehennemden, 
Karanlıktır çıkamazsın. 

Yer pamuk olur atılır, 
Cümle deryalar katılır. 
Dilin damağın tutulur, 
Doğru cevap veremezsin. 

Pir Sultan’ım der ki: Deli, 
Elden koymaz doğru yolu. 
Ne yanarsın dünya malı,
Birin alıp gidemezsin.

Bana Bir Yar Olsa Gönül Verdiğim

Posted in Pir Sultan Abdal Şiileri on 23 Şubat 2010 by Mevsimsiz_Kar
Bana bir yar olsa gönül verdiğim, 
Çıksa bari yüreğimden bu acı. 
Yaresin bekleyip ahdın güttüğüm, 
Bulunsa bir sınık yare sarıcı. 

Yarinden ayrılan hiç gülmez imiş, 
Akar çeşmi yaşı, silinmez imiş. 
Kişinin dediği olunmaz imiş, 
Salar imiş her yanına salıcı. 

Aşk elinden ciğerciğim delindi, 
Gönlün kal dediği yerde kalındı, 
Her nerede olsa bize bulundu, 
Gıybet edip yüzümüze gülücü. 

Nice bezirganlar kondu bu hana, 
Dünya baki değil sultana hana. 
Bir kalleş yar ile girme meydana, 
Erin ere doğru gerek kılıcı. 

Pir Sultan Abdal’ım, çoştum giderim, 
Bir kuru kavgayı sürüp n’iderim? 
Yiyelim, içelim, sohbet edelim, 
Gelir bir gün emanetin alıcı.